Türkiye’de eğitim görmüş bireylerin neden yabancı dili akıcı şekilde konuşamadığı hepimizin günlük sohbetlerinin konusu olmuştur. Bu sohbetlerin bazıların da hatanın eğitim sistemimizdeki yanlışlardan kaynaklandığı, ezberci yöntemlerle dil eğitimi verilmeye çalışıldığı gibi yorumları pek çoğumuz duymuşuzdur. Aslında bu çıkarımların çok da yanlış olmadığı bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. James J. Asher’ın Hareketler Yardımıyla Yabancı Dil Öğrenimi – TPR kitabı ile ortaya attığı yaklaşım, son 60 yıldaki uygulamaları ve başarılı sonuçlarıyla kendini kanıtlamıştır. Bu sebeplerden dolayı yabancı dil eğitiminde en temel tekniklerden birisi TPR olarak kabul edilmektedir. Peki nedir bu TPR?

TPR’ın asıl mantığı, insan oğlunun var olduğu günden beri bebeklerin anne ve babalarından ana dillerini nasıl öğrendiklerine göre şekillenmiştir. Buna göre bebekler öncelikle anlama (comprehension) ile dili öğrenirler. Bu süreçte anne ve babaların devamlı olarak tekrar ettikleri ve uyguladıkları hareketleri kavramaya ve anlamaya başlarlar. Bu süreç içerinde konuşma gerçekleşmez. Fakat bebeklerin konuşulanlarını anladıkları, istenilen şeylere doğru tepkiler verdikleri görülmüştür. Konuşma ise anlama sürecinin sonunda kendiliğinden gerçekleşir. Bu süreçte bebekler, hareketler ile dilin unsurları olan sesleri eşleştirirler. Bu işlemler beynin sağ bölümü tarafından gerçekleştirilir. Tamamen doğal olarak, ilave çalışmaya, kelime ezberlemeye, gramer öğrenmeye, sınavlara girmeye gerek kalmadan dili kendi doğal süreci içinde önce anlarlar sonra da konuşurlar. İşte bu doğal süreç TPR yönteminin baz aldığı ana bilimsel kaynaktır.

Klasik yabancı dil eğitiminde kullanılan kelime ezberletme, gramer kurallarını anlatarak çocukların kalıplara sokulması, listeler halinde konuşma kalıplarının tekrar ile öğretilmeye çalışılması genellikle beynin sol lobunu, çok az da sağ lobunun kullanılmasını sağlar. Bu süreçte beyine aşırı yüklenildiği için öğrenme sürecinde yavaşlama meydan gelir. Öğrenilen bilgiler ise kısa hafızaya atılır ve genellikle de ders bitmeden unutulur. Öğrenciler kendilerine tamamen yabancı chair-desk-book gibi kelimeleri içselleştiremezler. İlk defa duydukları bu kavramlar onlar için hiçbir şey ifade etmemektedir. Dolayısıyla öğrenme gerçekleşmez.

TPR bu sorunu bir bebek ana dilini nasıl öğreniyorsa yabancı dili de her bireyin aynı şekilde öğrenmesi gerektiğinden yola çıkarak çözer. Buna göre öğretmen aynı anne-baba gibi hareketleri yaparken dili kullanır. Ayağa kalkarken – stand up der. Bunu defalarca gerçekleştirir. Bu şekilde öğrenci o hareketi kendisi de yaparken ‘stand up’ sesini duyar ve onun ayağa kalkmak olduğunu uygulayarak-yaşayarak anlar. Bu ve benzeri uygulamaları öğretmen belli sayıda yaptıktan sonra artık öğrenci aktif olarak uyguladığı, gördüğü ve duyduğu sesleri içselleştirir ve anlamını kavrar. Artık öğretmen stand up dediğinde öğrendiği hareketi uygulamaya başlar. Bir sonraki aşama olan konuşma ise bu ve benzeri temel kavramların iyice yerleşmesinden sonra yine aktivitelerle kendiliğinde ortaya çıkacaktır.

Yabancı dil öğretiminde TPR uygulamaları vücut dili, el-yüz ve mimik hareketleri ile uygulanır. Yabancı dilin unsurları öğrenciye gösterilerek onun hareketi yapması istenerek gerçekleştirilir. Bu sayede pekiştirilen temel seviyeden sonra üzerine klasik dil öğretim yöntemleri de belli oranlarda kullanılacaktır. TPR uygulamaları sadece çocuklara yönelik bir eğitim metodu değildir. Her yaştan yabancı dil öğrenmek isteyen bireyler TPR ile çok daha hızlı ve kolay öğrenebilirler.

Bu kapsamda TPR uygulamalarının prensiplerine kısaca değinelim:

İkinci dil öğrenimi aynı ana dilde olduğu gibi doğal sürecin tekrarıyla mümkün olabilir. Dolayısıyla dilin unsurları ancak hareketler yardımıyla karşı tarafa aktarılabilir.

  1. Konuşmadan önce dinleme ve anlama kabiliyetleri gelişmelidir. Konuşma bu sürecin sonucunda kendiliğinden gelişecektir.
  2. Hareketler, vücut dili ve konuşma ile öğretime çocuklar daha iyi tepki vermektedir. Böylece dilin öğrenimi son derece hızlı gerçekleşmektedir.
  3. Öğrenciler görerek ve hareketleri tekrar ederek daha kalıcı kelime öğrenebilirler. Bu sayede dil öğretimi monotonluktan uzaklaşırken son derece eğlenceli ve keyifli bir hal almaktadır. Bu süreci bir oyun olarak algılayan çocukların motivasyonu yükselmekte buda dil öğrenimini hızlandırmaktadır.

Peki neden VIPTalkers olarak derslerimizde TPR tekniğini uyguluyoruz?

Çünkü;

  1. TPR tekniği ile dersler son derece eğlencelidir. Monoton ders ortamı yerine eğlenceli ve aktif bir öğrenme ortamı sağlanır.
  2. Son derece akılda kalıcı ve öğreticidir. Dilin unsurları öğrenciler tarafından yaşanarak öğrenildiği için unutma gerçekleşmez.
  3. Hareketler ve vücut dili ile öğrenme gerçekleştiği için öğrenciler anlatılmak istenen konuyu son derece net anlarlar.
  4. Alışagelmiş ve tekdüze öğretim tekniklerinden sonra öğrencilerin motivasyonu yükselir, dil öğrenimine ilgileri artar ve derslere katılımları üst seviyede olur.

Yabancı dil öğrenmek doğru teknikler uygulandığında aslında hiçte zor değildir. Ben hiçbir bebeğin kelime öğrenemiyorum diye ağladığına şahit olmadım. Çünkü dili doğal yollarla, anne-babalarının hareketlerini seslerle eşleştirerek öğrenirler. Aynı tekniğin insanlar büyüse, yaş alsalar da aynı derece etkili olduğu son 60 yılda yapılan TPR uygulamalarında görülmüştür.

Bu sebeple VIPTalkers; dil öğretiminde uzman eğitim kadrosuyla TPR tekniğini kullanarak eğitim vermektedir. Öğretmenlerimizin tamamı bu konuda eğitimli ve sertifikalıdır (TEFL-TESOL).

Çocuğunuz veya kendiniz, eğer dili doğal yöntemleriyle ve kolay şekilde öğrenmek istiyorsanız doğruluğu bilimsel yöntemlerle kanıtlanmış TPR tekniği ile eğitim verilen VIPTalkers sizin için hazır!

 

Kaynaklar:

https://files.eric.ed.gov/fulltext/ED028664.pdf

https://core.ac.uk/reader/71396210

http://www.teachingenglish.org.uk/article/total-physical-response-tpr

 
×